Az bilinen Zeolit ( Filitre malzamesi)

Az bilinen ve kullanılan filitre malzemelerinden Zeolit hakkında bir kaç, bulduğum bilgiyi paylaşmak isterim. Akvaryumcularda satılan paket malzemerldense doğal zeolit bulunursa filitrasyonu ve absorbe kabilitei, kullanım ömrü daha yüksek olacaktır. "Zeolit" kelime olarak "Kaynayan Tas" anlamindadir. Isitildiginda patlayarak dagilmasi nedeni ile bu isim verilmistir. Üniteleri arasinda yer alan mikrogözenekler mikropencerelerle birlesip bir, iki veya üç boyutlubosluk sistemleri ve kanallari olusturur. Bosluk miktari toplam hacmin %20'si ile %50'si arasindadir. Zeolit minerallerinin en önemli özelligi; bu bosluklar ve bu bosluklara kolayca girebilen ve yer degistirebilen sivi ve gaz molekülleri ile toprak alkali iyonlardan ileri gelen "moleküler elek" olmalidir.

SiO2  
71,0%
CaO
3,4%
Fe2O3
1,7%
Al2O3 
11,8%
K2O
2,4%
MgO
1,4%
Na2O
0,4%
TiO2
0,10%

Kimyasal yapısı!
 
 
 
 
Zeolitler akvaryumdaki amonyak ve hidrojen sülfid seviyelerini azaltır, bu sayede balık büyüme oranlarında ve popülasyon yoğunluğunda artış sağlanır. Ayrıca çevresel gerekliliklere uyum sağlamak amacıyla atık sulardaki amonyak seviyesini de azaltır.
Zeolitin yüksek bir amonyak seçiciligi vardır. İyon değişim filtresi olarak kullanıldığında, zeolit su kültürü sistemlerindeki döner taze su içeriğindeki amonyağı %97 oranında azaltır. Zeolitlerin kimyasal olarak amonyağı azaltma yetenekleri doğal zeolitteki amonyağın emilmesi ve bu sayede sulu solüsyondaki NH4-NH3 dengesinin değişmesi ve NH3 toksiklik potansiyelinin azalması sayesinde oluşmaktadır. 3 mikrona kadar filitrasyon sağlar. Sert suyu seven balıklardaki dez avantajı ise suyu yumşatmasıdır.
Zeolitlerin nitrojen çekme özelliği, bu madenin su sistem havalandırmasında oksijen yönünden zengin hava üretmesini sağlar. Filtre olmadan da akvaryum yüzeyine yayılan zeolit amonyağın azaltılmasında etkili olur. Zeolit, canlı balıkların nakliyesi sırasında oluşan amonyağı azaltarak litre başına daha fazla balık taşınabilmesini sağlar.
Gereken doğal zeolit miktari su PH’ına, su ısısına, su hacmine, balık türüne, balık popülasyon yoğunluğuna, su kalitesine ve zeolit yatağından akan su oranına bağlıdır.
Sağlıklı balıklar.

Balıklar Su içermi?

Tatlısu ve deniz balıklarında ozmo-regülasyon
Ünlü bir Alman şarkısının sözlerinde geçer: "Hayvanlar neden gözyaşı dökmez? Denizin tuzu nereden gelir?" Herkesin kolayca aklına gelecek, ama cevaplaması o kadar kolay olmayan sorular...
Resim 1: Hem tatlı, hem de tuzlu suda yaşayabilen evrim harikalarından Scatophagus argus
 
İnsan, hayvan veya bitki- bütün canlıların bedeni %60-80 oranında su içerir. Her canlı, hayatta kalabilmek için vücudundan eksilen suyu bir yolunu bulup tamamlamak zorundadır. Birçok organizma haftalarca açlığa dayanabilir, ama hiç su almadan birkaç günden fazla yaşayabileni çok azdır. Kurbağa gibi, hem karada hem de suda yaşayan nemli ortamlara uyum sağlamış canlılar derilerinden çok çabuk su kaybederler. Bu yüzden de sürekli suya yakın olmak zorundadırlar. Buna karşılık da, bir kez suya girdiklerinde vücutları, deri üzerinden suyu sünger gibi emerek nem oranını gereken düzeye getirir. Fakat biz insanlar suyu derimizden, örneğin banyo çıkışı ıslak havludan içemeyiz. Aynı şekilde diğer memeliler, kuşlar ve sürüngenler idrar, solunum veya bazen terle de kaybettikleri suyu karşılamak için aktif olarak su içmek zorundadırlar.
Peki balıklar ne yapar? Yeterli suyu bulmakta nasıl olsa zorluk çekmezler diye düşünebiliriz ama bu düşünce sadece tatlı su balıkları için geçerlidir. Hatta tatlı su balıklarının başları, istemeden aldıkları ve sürekli dışarı atmak zorunda oldukları fazla suyla derttedir. Sorun, içerdiği elektrolitler, şekerler, amino asitler, üre ve diğer moleküller yüzünden vücut sıvılarının içinde yaşadıkları suyun tuzluluğuna göre daha konsantre (hypertonia) olmasından kaynaklanır. Dışarıdan içeriye doğru oluşan ozmotik basınç, deriden ve solungaçlardan sürekli içeri doğru suyun sızmasına neden olur. Hatta o dereceki, balık fazla suyu böbrekleri üzerinden süzüp aktif olarak dışarı atmasa balon gibi şişip patlayabilir.
Okul günlerimizde yaptığımız ozmoz deneylerini hatırlayın. Sucuk zarı gibi yarı geçirgen bir zarın bir tarafında az tuzlu su, bir tarafında da çok tuzlu su olsun. İki taraftaki konsantrasyonlar dengelenene kadar, az konsantre olandan çok konsantre olan tarafa belli bir basınçla saf su geçişi olacaktır. Yarı geçirgen zarların özelliği, suyu geçirip saf suyu geçirmemeleridir. Balıkların derisi de işte bu ozmoz denilen fizyo-kimyasal oluşuma aracılık yapan yarı geçirgen zarlar sınıfına girer.
 
Resim 2:
Vücudundaki tuz dengesini koruyabilmek için sürekli su içmek zorunda olan deniz balıklarından Çizgili Tang, Acanthurus lineatus
Denizde ise durum tam tersidir! Tuzlu deniz suyu, deniz balıklarının vücut sıvılarına kıyasla daha konsantredir. Buradaki içeriden dışarı doğru yönlenmiş ozmotik basınç (hypotonia), balığın sürekli su kaybetmesine neden olur. Eğer bu eksilen suyu tamamlamanın bir yolunu bulamamış olsalardı, koskoca denizlerde susuzluktan ölürlerdi.
Deniz balıkları aktif olarak sürekli su içmek zorundadırlar. İçtikleri suyun vücutlarındaki elektrolitik dengeyi bozabilecek fazla tuzunu solungaç bölgelerindeki özel bezlerden dışarı atarlar. Bu kaçınılmaz fazla tuzu atma işlemi de, tatlı su balıklarının fazla suyu atmaları gibi balığa yüklüce bir enerjiye malolur. Bu aktif su içmenin yanında deniz balıkları, su kaybını en aza indirmek için böbreklerden atılan su miktarını en aza indirmişlerdir; tatlı su türlerine göre 10-100 kat daha az idrar bırakırlar.
Köpek balıkları ve vatozlar (denizde yaşayan bazı kedi balığı türleri) yüksek tuz konsantrasyonlu vücut sıvılarıyla deniz balıkları arasında çok özel bir yer tutarlar. Bunların iç ozmotik basınçları, deniz suyuna adapte olmuştur. Büyük miktarda üreyi ve diğer ozmotik basınç yaratabilecek maddeleri, su kaybetmemek için uzun süre vücutlarında tutabilirler. Hatta bazıları bunu daha da abartarak kanlarını denizden daha tuzlu hale getirmişlerdir. Böylece dışarıdan içeri sızan fazla suyu tekrar dışarı atmak zorunda kalırlar.
Yumurtlamak için denizden nehirlere, yani tatlı suya giden Somon balıkları ve tatlı sudan deniz giden yılan balıkları (eel) çok farklı bir kategoriye girerler. Bunlar, ozmoregülasyon açısından doğanın harikalarıdır. Göçlerinin bir bölümünde su içerek, bir bölümünü de fazla suyu dışarı atarak geçirdiklerini bir düşünün...

Leptosama'yı Tanıyalım

Tanganyika gölünün en renkli baliklarindandir. Gölün her bölgesine yayilmis degisik renk variyeteleri vardir. Ülkemizde en çok bulunan leptosoma türleri utina, blueflash, tricolor malasadir. Bunlarin yaninda kitumba ve black beede bulunmaktadir.
Mikro predatör gruna dahildir. Leptosomalar genelde orta ve üst kesimleri kullandığından akvaryumuzun biraz yüksek olması onların daha fazla rahat etmelerini sağlayacaktır. Çok hızlı balıklar olduğundan, diğer balıkların kovalamacası sonucu akvaryumdan atlayabilir.Bu yüzden mutlaka akvaryumun üstü kapatılmalıdır. En az 6 bireyden oluşan gruplar halinde beslenmesi tavsiye edilir. Su değerlerine karşı çok hassaslardır. Uzun yolculukarı bünyeleri kaldıramaz. Akvaryumdaki tropheus gibi bir birini kovalıyan aktif balıklar onları rahatsız edebilir, bu yüzden Nigripinnis gibi daha sakin ve barışçıl tank arkadaşları seçilmelidir. Çok fazla renk ve tür varyasyonları vardır.Özellikle erkeklerin kur ve üstünlük dönemlerinde çıkartmış olduğu renk görülmeye değerdir. Dişiler ise erkeklere nazaran renksizdirler. Özellikle çiftleşme dönemlerinin dışında sakin olan leptosoma, çiftleşme dönemlerinde agresifleşebilir. Leptosomaların çiftleşmesi akvaryumnuzun orta kısmında gerçekleşir. Yumurtayı havada bırakan dişi yere düşmeden yakalar ve aynı şekilde havada erkek tarafından, dişinin azında döllenir. Dişiler en fazla 5-10 arası yumurta alırlar.Jumbo leptosomalar ise 15-20cm boya ulaşır ve 15-20 arası yumurtayı ağzına alabilirler.Leptosomalar çok eşli olduğundan mümkün olduğunca erkek sayısını az tutup, dişi sayısını fazla tutmalısınız. Sayısı genelde 20'yi geçmeyen yumurtaların kuluçka süresi 25°C sıcaklıkta ortalama 21 gündür. Yavrular, yumurtadan çıkar çıkmaz artemia larvalarıyla beslenebilecek kadar gelişkindirler. Sadece bu türün yaşadığı akvaryumlarda kuluçkadaki dişileri ayrı bir akvaryuma almak gerekmez; yetişkin Leptosomalar yavrulara dokunmazlar. Tecrübe gerektiren bir türdür. Beslemesi zevklidir.
Dogada leptosomalar sürüler halinde yasarlar ve baliklarin saglikli bir biçimde beslenilmesi isteniyorsa 8 veya daha fazla birey halinde beslenmelidir. Grupta disilerin 1 erkege 3-4 disi oraninda olmasinda fayda vardir; çünkü bu baliklar üremek için agizda kuluçka yaparlar ve erkek disileri sürekli üremek için rahatsiz edebilir. Üreme açik sularda olur. Disi yumurtlama zamani geldiginde erkegin yaptigi kurlara cevap verir. Yüzeye yakin yerlerde yumurtlayan disi dönerek yumurtayi alir. Bu sirda erkek etraftaki saldirganlari ve rakipleri uzaklastirmaya çalisir. Disi yumurtlama islemi arasinda erkege yaklasarak onun anüs bölgesini agziyla uyararak erkegin spermlerini birakmasini saglar. Disi spermleri agzina alarak içerideki yumurtalari döller. Yumurtlama islemi bittikten sonra disi kendi yoluna gider ve sakin bir kösede fazla enerji harcamadan yumurtalari sürekli agizinin içinde hareket ettirerek kuluçkaya yatar. Bu sirada saklanacak yer, disi fazlaligi yada erkek sayisi uygun degilse disi sürekli rahatsiz edilir ve bu disinin yumurtalari tükürmesine veya yutmasina yol açabilir.
   Disiler yaklasik 20 gün ile 1 ay arasinda kuluçkaya yatarlar. Balik eger stres altindaysa ve yavrulari 1 aydan sonra birakmiyorsa artik tehlikededir ve acil müdahele gerekebilir. Bu yüzden pek saglikli bir yöntem olmayan kusturma yöntemine gidilebilir. Eger uygun su sartlarini saglarsaniz ve dekorasyonu uygun bir biçimde hazirlarsaniz bu gibi tehlikelere girmezsiniz. Balik kuluçkadayken ince yemleri ve antemialari alabilir. Bu yüzden disi baligin agzinda yumurta var yem vermeye gerek yok diye düsünmeyin. Jumbo olmayan baliklar 5-6 santim boyda üremeye hazir olurlar.
   Baska bir stress nedenide akvaryumu paylastiklari arkadaslarindan kaynaklaniyor olabilir.Dogada leptosomalarin en büyük düsmanlarindan biride gece avlanan frontosalardir.Bu yüzden bu iki balik bir arada asla bakilmamasi gereken baliklardir.Baliklara rahat bir ortam hazirlanmak isteniyorsa va tek tür bakilacaksa 150lt lik bir akvaryum uygundur.Bu baliklar yavrulara dokunmazlar bu yüzden yavrulari akvaryumdan çikarmak gerekmez.Eger isteniyorsa bu akvaryumda sakin cüce salyangoz cichlidleri olan brevis ve ocelatuslarla birlikte beslenebilirler.300lt ve daha büyük akvaryumlarda diger tanganyika cichlidleri ile karma yapilabilir.Ancak dikkat edilmesi gereken leptosomalar sakin ve egresif olmayan baliklardir bu yüzden diger baliklar yüzünden strese girmemeleri gerekir.Ayrica akvaryum yüksekligininde 60cm ve yukarisi olmasi açik sularda yüzmeye alisik bu baliklar için yararli olacaktir.Bu baliklarin kumla bir iliskileri yoktur ve kuma düsen yemleri bile yemezler.Baliklar küçük granül yemleri ve kaliteli pul yemleri severek yerler.Ancak bu sakin baliklarin diyetlerinin büyük bir kismini artemia ile düzenlemek baliklari hem saglikli kilar hemde renklerinin canli olmasini saglarlar.Bunun yaninda bitkisel yemler saindirim sistemlerinin saglikli çalismasini saglayacaktir.

Leleupi'yi Tanıyalım

 
Tanıyalım:
 
Leolamprologus Leleupiler, Tanganika Gölü’nün kayalık kıyılarında yaşadıklarından bol kayalıklı bir tank onların en hoşlarına giden şey olacaktır. Mağara ve oyuklar onların yuvaları haline gelecektir. Kum olarak, ince taneli kum veya midye kırığı uygundur. Koyu renkli kumda vücutları siyahlaşmaya başlar, açık renkli kumda renklerini daha iyi sergilerler.
 
Gerekli akvaryum şartları ve bakımı:

Yetişkin Limon Çiklitler eşleri dışındaki hemcinslerine karşı son derece saldırgandırlar. Bu yüzden, akvaryum çok büyük olmadığı sürece (1,5 metreden büyük) sadece bir çift barındırılabilir.

Leleupilerin doğada birçok alt varyeteleri bulunmakla birlikte, ülkemizde daha çok portakal, sarı ve lilac denilen renk türleri bulunmaktadır.

Leleupiler, kendileri gibi küçük boyuttaki carnivor(etçil)Tanganyika balıkları ile birlikte karma bir akvaryumda bakılabilirler. Örneğin; Calvus/Compressiceps, Lamprologus türleri, Leptosoma gibi türlerle uyumlu bir şekilde bakılabilirler.

 
Beslenme:

Leleupiler, carnivor(etçil) beslenen türlerdir. Yüksek protein oranlı kuru ve canlı yemlerle beslenmelidirler. Kaliteli yemlerle besleme yaparsanız sağlıklı ve renkleri oturmuş balıklar elde edersiniz. Tetra Bits, Tetra Min gibi kaliteli ve protein oranı yüksek yemleri iştahlı bir şekilde yerler. Arada haftada bir-iki öğün vereceğiniz bitkisel yemler, sindirim sistemleri için yararlı olacaktır. Tetra Bits granül yem, renklerinin daha iyi ve daha gösterişli olmasını sağlar. Haftada birkaç kez artemia ve bulabilirseniz temiz su piresi de verebilirsiniz.

Cinsiyet Ayrımı:

Erkeklerin görünüşleri; dişiye göre çok daha iri olurlar. Kafaları da dişiye göre daha büyüktür. Sırt ve anal yüzgeçleri uzun ve sivridir. Dişiye göre renkleri daha koyudur. Bölgecidirler, tankın içinde bir yeri kendilerine bölge edinir ve diğer erkekleri buraya yaklaştırmazlar.

 

Dişilerin görünüşleri; erkeğe göre küçüktürler. Kafa yapıları daha küçük, ağızları daha ince ve sivridir. Sırt ve anal yüzgeçleri erkeğe göre daha kısa ve küt uçludur. Renkleri daha açık turuncudur, üreme zamanında koyulaşır.

 
Aşağıdaki fotoğrafta, her ikisini bir arada görmektesiniz. Sol baştaki erkek, sağdaki ise dişidir. Boyut, yüzgeç ve kafa farklılıklarına dikkat ediniz.
 
Üreme:

Leleupiler, çok eşli olabilmekle beraber, benim deneyimime göre seçtiği eşin dışında eş kabul etmiyor. Eşinin dışında sonradan yanına koyduğum bir başka dişiyi kabul etmemişti. Ancak, birlikte büyüyen balıklar arasında bu görülmeyebilir. Bir erkek, birden fazla dişi ile eşleşebilir.Genellikle gizli bir kovuğa 200 kadar yumurta bırakırlar. Doğada veya büyük bir akvaryumda erkek, aynı anda birkaç dişiyle yumurtlayabilir (poligami) fakat genellikle en son dişinin yavrularıyla ilgilenir.

Ortalama üreme yaşları 18 aydır. Ancak iyi bir bakım ile daha öncesinde de üremeye başlayabilirler. Bu, sizin balığınıza sağladığınız koşulların iyi olmasına bağlıdır. Normal olarak erkek 6-7, dişi de 5-6 cm civarında iken yavru vermeye başlarlar. Yumurtalarını düz ve dik bir zemine sıralarlar. İlk seferde bıraktıkları yumurta sayısı az olmakla birlikte, bu sayı her seferinde daha da artacaktır. Yumurtalar kirli beyaz renktedirler. Bırakılan yumurtalar 4-5 gün içinde açılır ve yavrular yapıştıkları yerden yere düşerler. Yavruları anne ve baba Leleupi birlikte korurlar. Yumurtadan yeni çıkan yavrular, bir pipet veya plastik enjektör aracılığla kovuklarına doğru püskürtülen artemia (tatlı su karidesi) larvalarıyla beslenebilirler. Çiftler, tekrar yumurtlamaya giriştiklerinde çevrelerinde eski yavruların varlığını istemezler. Bu yüzden, yumurtadan çıktıktan 6-8 hafta sonra, eğer akvaryum yeterince geniş değilse, yavruları anne-babalarından ayırmak gerekir. Yavrular oldukça yavaş ve eşitsiz bir hızda büyürler. Kardeşler arası yamyamlığı önlemek için, büyüme süreci içinde, benzer boydaki yavruları gruplandırarak farklı boyları ayrı akvaryumlarda tutmak önerilir. Limon Çiklit yavruları, özellikle boyları 2-3 cm civarındayken zor bir dönem geçirirler. Bu dönemde iştahları kesilir ve hemen hemen hiç büyümezler. Kolayca da hastalanabilirler. Bu devrede fazla yem atıp suyu kirletmemek gerekir. Bir süre sonra tekrar toparlanıp büyümeye başlarlar.Yumurtadan çıkan yavrular, karınlarındaki yumurta sarısı ile 4-5 gün daha yüzmeden dururlar. Yüzmeye başladıklarında ise, artemia larvası ile beslenmelidir. Günde birkaç defa verilecek artemia larvası, yavruların hızlı ve sağlıklı bir şekilde gelişmesini sağlayacaktır. Yavrular yumurtadan çıktıktan sonra daha küçük bir tanka da alınabilir. Bunun için alınacakları tanktaki suyun bulundukları tanktaki su ile aynı olması gerekir. Dişiyi de bir süre için yavruların yanına bırakabilirsiniz. Yavruları, 10-15 gün artemia ile besledikten sonra kullandığınız yemleri toz haline getirerek verebilirsiniz. Ben yavrular yumurtadan çıktıktan 2-3 gün sonra bulundukları kap ile ayırıp yavrulukta beslemeye başlıyorum. Bu, yavruların daha iyi beslenmesini sağlayacağı gibi, başka balıklara yem olmasını da engeller.

Balıkların yavrulaması için her tarafı kapalı bir yumurtlama kabı yaparsanız, ebeveynler hem yumurta ve yavrularını daha iyi korurlar, hem de yavruları dağıtmadan rahatlıkla başka bir yere aktarabilirsiniz(Yukarıdaki iki fotoğrafta görünen şekilde). Ben bunun için, porselen kupaların altını kapattıktan sonra yanına matkap ile girebilecekleri delik açarak yaptığım ya da toprak saksıları aynı şekilde yaparak oluşturduğum yuvaları kullanıyorum. Onlar da büyük bir memnuniyetle bunlara yumurtluyorlar.

 
Yavruları sık su değişimi(dinlenmiş) ve günde 5-6 defa küçük öğünler halinde yapılan yemlemelerle kısa zamanda büyütebilirsiniz.

Eş Tutma ve Üreme

 
1-Yavrularına kendileri bakmaları,yavrularını yememeleri, aileci balık olmaları nedeniyle bricardilere içimde heves uyandı.
2-Forumdan öğrendiğim üzere kolay eş tutturabilmek için 10 tane bricardi aldım.Boyları 4 cm civarı idi.Akvaryumcunun dediğine göre 8 aylık filandılar ve cinsel olgunluğa yeni erişmiştiler.Tanesini 4 ytl den tamamına 40 ytl verdim.
3-Tabi bu halleriyle erkek veya dişi oldukları belli değildi.
4-125x45x45 lik tankımı tam ortadan cam ile ikiye böldüm.Bir bölümüne yani 62x45x45 lik bir bölümüne 10 adet balığımı koydum.
5-Bir haftanın sonunda 3 tanesi öldü veya diğerleri tarafından öldürüldü tam bilemiyorum, ama bu üç balık devamlı saklanıyordu.
6-İkinci haftanın sonunda bölgeler ve eşler belli olmaya başlamıştı.Net olmamakla beraber birbirine çok yakın iki bölgeyi iki eş mekan tutmuştu.Ama erkek dişi ayrımı zor olduğu için ve bölgeleri çok yakın olduğu için eşler birbirine karışıyordu.
7-Dördüncü haftanın sonunda bir sabah yavruları gördüm.Yavruları iki eş koruyordu ve yaklaşanı hemen geri gönderiyorlardı.Aynı gün eşler dışındaki üç balığı akvaryumcuya geri götürüp verdim.Bir ayın sonunda yavru almaya başlamıştım çok şanslı sayılırdım.
8-İlkinde 14-15 kadar yavru verdiler.İlk yavrudan tam 15 gün sonra ikinci batın yavrularım geldi yaklaşık 30 kadar vardılar,gene şanslıydım.Bu kadar çabuk yavrulayacaklarını tahmin etmiyordum.
9-Diğer tanklarımın dekoru ile çok sık oynamama rağmen düzen bozulmasın diye bricardi tankımda bir çakılın dahi yerini değiştirmedim tanka elimi bile sokmadım.Dekorum beyaz kum, deniz kabukları, lale mercan ve kayalıktan oluşuyor.
10-İkinci yavrulamadan 3 hafta sonra lale mercanların içinde haşhaş tanesi büyüklüğünde yumurtaları gördüm.Anne yumurtaları düzeltiyor lale mercanın kovukları arasında yumurtaları paylaştırıp duruyor.
11-Yumurtalar olgunlaşmayı beklerken, lale mercanın altındaki kumu iyice kazdıkları için lale mercan devrilmiş, akşam geldiğimde düzeltmek için uzunca bir tahta çubuğu tanka soktum ve düzeltmeye çalıştım.Anne ve baba olanca hızlarıyla çubuğa vuruyorlardı ağızlarını yaralayacaklar diye fazla uğraşmadım.Son çare elimi sokup düzelttim.Sabah baktığımda bütün yumurtalar biraz uzağa başka bir kayanın kovuğuna taşınmıştı.
12-İki gün sonra yumurtalar çatlayınca yavruların önce baş ve kuyrukları oluştu.Hala bulundukları kovukta kayaya asılı olarak duruyorlardı.Dört gün sonra bazıları kovuğun dibine düşmüş ağır ağır kımıldıyorlardı.
13-Altı gün sonra ise serbest yüzmeye başlamışlardı.
14-Bu arada anne ve baba iyice agresifleşmiş tanktaki diğer çift eşlere gidip gidip sataşıyorlardı.Hatta bayada hırpalamışlardı.Diğer çifti ayırdım ama malesef biri öldü.Şimdi tankta sadece 3 kez yavru veren anne baba ve yavrular var.
 
Hazırlayan = Metin Dönmez